hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2010 Salı

Aradım Seni


Aradım Seni


Rüzgârla bulutun gönül meseli,
Toprakla damlanın kutsal visali;
Nilüfer gülüşlü mehtap misali,
Muhabbet gölünde aradım seni!

Sürgün figanıyım hayal dağının,
Düşlerimi yoran sevda çağının;
Yeşilden kızıla hüzün bağının,
Dikenli gülünde aradım seni!

Müjgânıma düşen çiy damlasında,
Yetmiş iki türden aşk imlâsında;
Huşuyla okunan yâr cümlesinde,
Mürşidin dilinde aradım seni!

Çıktım asumana seyrine baktım,
Vakur ihtişama boynumu büktüm;
Hicran mabedine ahımı döktüm,
Mahyalı kolunda aradım seni!

Buyrukla konulan göçülen handa,
Şiryanıma dolan mestane kanda;
Vuslatın yolunda dağlanan canda,
Meftunun hâlinde aradım seni!

Nefesten yükselen ilahî seste,
Neylerde ağlıyor semâvî beste;
Şemsine pervane dönen aheste,
Semazen elinde aradım seni!

Tohumdan meyveye uzanan dalda,
Nazlı çiçeklerden süzülen balda;
Dertli tamburama bağlanan kolda,
Divane telinde aradım seni!

Cümle manalardan geçip bin kere,
Hakikat yolunda çağlıyor dere;
Yedi çağlayandan döküldüm yere,
Muamma selinde aradım seni!

Tevhit ehli ile ummana düştüm,
Dibinde yoğruldum yüzünde taştım;
Yüreğinde yangın gözünde yaştım,
Muradın külünde aradım seni!


04 Kasım 2010 İstanbul
Murat Aydın Doma

29 Nisan 2010 Perşembe

Yârim



















Yârim


Ruhum talan oldu bedenim heder,
Kederli yüzümde bencesin yârim!
Hani kavletmiştik mahşere kadar,
Sitemli sözümde sencesin yârim!

Zalim tarağında zulüm tarattın,
Doğurgan derdimden kahır türettin;
Tütmeyen külümden alev yarattın,
Harlanan közümde bun'casın yârim!

Dönümlü derbendi toza katmıştık,
Gövel dağa çıkıp göğü tutmuştuk;
Sisi yorgan yapıp düşe yatmıştık,
Boranlı düzümde yoncasın yârim!

Susuz ırmaklarım hüzün çağlıyor,
Pervane mevsimler yürek dağlıyor;
Kışlarım derbeder bahar ağlıyor,
Umutsuz yazımda güncesin yârim!

Geceler uykusuz gündüzüm ayaz,
Sağır yıllarıma geçmedi niyaz;
Haziran güneşim olmadın bu yaz,
Gücenik güzümde goncasın yârim!

Yoruldu kervanım figanda durdum,
Dağıldı mekânım kalmadı yurdum;
Hasret saatimi makbere kurdum,
Virane gözümde kan’casın yârim!

Duygudan kaleme dile gelendim,
Aşkın feracesi şala belendim;
Mahur gözlerinde sele bulandım,
Divane sazımda soncasın yârim!

Yönsüz bulutlara gönül koyandım,
Hayal oyununda gökçe boyandım;
Döküldüm ufkuna şavkında yandım,
Alaca bozumda tancasın yârim!

Bozguncu çalıdan gül deremedim,
Göçmen umutlara bel veremedim;
Harami kovanda bal göremedim,
Tadımda tuzumda bincesin yârim!

Söküldüm derinden yerde kuruldum,
Gönüllerde gezdim serde duruldum;
Sevda mabedinden derde sürüldüm,
Elifsiz cüzümde dincesin yârim!

Huşuyla bekledim melek gelmemiş,
Ölüm Hakk’ın emri vade dolmamış;
Girdim bedestene ipek kalmamış,
Karalı bezimde yüncesin yârim!

Bozulan bağımda seyre başlandı,
Haset harmanında sinem taşlandı;
Namert kazanında tenim haşlandı,
Cemresiz yozumda sin’cesin yârim!


16 Nisan 2010 İstanbul
Murat Aydın Doma

26 Kasım 2009 Perşembe

eylül düşünce



kimliksiz renklere boyarım düşlerimi
ellerim spatul
tuvalim tenin
öykülerimden sökülür gizemli mavi
uykusuzluğumu içer sensizlik
sen tadında nemlenir dudağım
öper misin gönlümce

en cılız ışığını kovalar sevi yıldızı
yıllanan çilesi kubbeler aşar
ruh üşür
beden yanar
tüter misin hüznümce

derinlerde baskılanır utangan duygu
dalında sızıdır gizli bilgelik
güz kostümlü toprağı okşar şebnem
susuzluğu bilemez sanrılı bulut
yağar mısın selimce

sazları yaralar dilin yangısı
devingen akşamla sevişir efkâr
yeni güne ertelenir umudun ritmi
söz kanar
susar ezgi
çalar mısın telimce

ayrılığa koşar divane düşüş
sarı büyü kusar yorgun bilmece
eylül çıkmazında demlenir sarhoşluğum
sessizliğe yudum yudum dökülür gece
eser misin yelimce

bezgin bakışlarımı kollar dolunayın halesi
saklıyım
yasaklıyım
karanlık yüzünde tutsağım anın
belleksiz mevsime dökülür kararsız
sevdam
motif motif dilimce
dokur musun kilimce


25 eylül 2007 istanbul
murat aydın doma