7 Mart 2009 Cumartesi

güz vurgunu

sıra dışı öykülerini soyunur yeşil
duyumsuz dümen suyuna üşür
yakamoz
renkler ötesi duyguların tanıklığında
hüzün soluklu esintilere yüklenir
umutsuz sevda

döngün yüzüne bilinmezlik yağar ufkun
yabanıl ritme yenik düşer volümsüz ezgi
suskun yüreklere zaman sağar
ayrılık

gizem tapınağına yakarış sessiz
uyumsuz yaşam dansına doyumsuz
arapsaçı
bezirgan haramiler ülkesinde tutsak
hazinem
ayrıkotu kusar özlem toprağı
meftun güzçiğdemi
buz mavi sitem

sürgün meyve çiçeğine bezenir
serap yüzlü dal
düş yaprağı gölgesine gömülür
uykusuz sunağa kanar veda busesi

bir özgür uçuşlu kelebek ölür


07 mart 2009 04:25 kadıköy
murat aydın doma

22 Kasım 2008 Cumartesi

Gönlüm

Mevsimim kararsız toprağım kıraç,
Karadut dalında boz olur gönlüm.
Sevdalı göğüme pervane turaç,
Vurulur gölünde köz olur gönlüm.

Danesiz ekinim olamam harman,
Bağrıma yazılır yargısız ferman;
Hasret yarasına bulamam derman,
Mecnunun külünde buz olur gönlüm.

Yüreğim evecen ruhum aheste,
Elim saza küskün kulağım seste;
Gizli mabedinden kovulur beste,
Dilbazın dilinde yoz olur gönlüm.

Yoksul ırmağımın vurgunu salcı,
Efsunlu yokluğun görgünü falcı;
Kervansız yolumun yorgunu yolcu,
Bezirgân çulunda tuz olur gönlüm.

Düşlerim ölümsüz bedenim camit,
Giderim, hüznümü taşımaz gömüt;
Canlar pahasına satılır umut,
Hokkabaz şalında koz olur gönlüm.

Duygu kelebeğim vuslata koşar,
Virane gülümde divane yaşar;
Son güzün çilesi derine düşer,
Asuman yelinde toz olur gönlüm.

Ay şemsine döner kanar seng-i su,
Dolar deryalara sevda rengi su;
Gün gelir tenimi boğar bengi su,
Dümensiz salında tez olur gönlüm.



16 Kasım 2008
murat aydın doma

28 Temmuz 2008 Pazartesi

adın kar olsun


















-efsun mavi-

apansız düşen düş müydü
kara gölgeli suların pınarsız yarınına
mutluluk tiradı sekmeli dil tutkunu bellek
perdahsız mevsim yeşiline zamansız
kızıl

öykünüp buzul perili kutba dökülen
görkemli ışınımına günsüzlüğün
geri mi dönmeliydi aşk

savruk uçuşunla dokun adımsızlığın
ayakuçlarına
yorulmasın albenili sekişin
billur gülüşünü huşuyla bürün
beyaz feracene
adın
kar olsun

yangın yoksunluğuma erim erim erisin
serin sıcaklığın
yasaksız gir kimsesiz öykülerime
ansızın git(me) ki
serüvenli yüreğine sussun
susasın sorgusuzluğum

efsun mavi esintilerin ardına gizle
savaşçı ruha başkaldıran
kutsal sarhoşluğunu
derin dokunuşlar arifesinde ansızlığı kur
gönül çeperlerime
gizemli akışınla vur

-vur ki öleyim-


04 ağustos 2008 07:30 istanbul
murat aydın doma

20 Ağustos 2007 Pazartesi

sözdüşüm

korunaklı kozada devingen tohum
kök salar mevsim moruna
gizemli dudakta şebnemin rengi
naz nakışlı kundağında büyür
suskun yeşilin

kaçkın yıldızlardan iner sevi kuşağı
baştan çıkarır güz kelebeğini
aleve düşer sevinç

yasak dokunuşlarda dağlanır dil
kovulur sıradışı öykülerden
yoksul gamzelerde üşür
sorgusuz gömülür kızıla mavi

yazgısı ışıltı kararsızdır ay
tutkuya boyanır gönül çalan dal
gülücükler konar güllerden yana
kanayan dudakta dermandır adı
duygudan dizeye sözdüşümü'nde


18 nisan 2007 istanbul
murat aydın doma

16 Ağustos 2007 Perşembe

yanlışlık nerde



dizilişler mi yanlış
yoksa taşlarda mı var bir hata
saddam resim yapsa
bush keman çalsaydı
yine de çıkar mıydı çocukların göğsünde
kanayan yara…

-bak fareli köyün kavalcısına
dizilmişler ardı ardına sıra sıra
en önlerinde napolyon ardında adolf
yanı başlarında Stalin
hep bir ağızdan sarılmışlar şarkılarına

saddam’ın yana kaymış beresi
piposunun izi duruyor dudağında
saksafonuyla oynamakta bill
bush’un elinde var bir keman
tanıdık biri orkestranın şefi
anadolu’da koyunlarına kaval çalan
iribaşlı kepenekli bir çoban
bırakmışlar bir yana ucu sivri
füze görünümlü
kurşun kalemlerini
uslarından atmışlar karmaşık sayıları
cebir problemlerini

bir ellerinde mızrapla yay
öbüründe samur tüylü fırça
mavi tuvallerinde hayat bulmuş
rengârenk yaşanası koca bir dünya
kan kırmızı çiçekler çocukların göğüslerinde
değil artık
has bahçelerin güllerinde
hırs nefret ve intikamdan arınmış gönüllerinde
açmış hiç solmamacasına-

her gün mavi düşler atölyesinde
tuvallerimi boyarım pembeye
para etmedi bu güne kadar
ya sizin safsatalarınız
her serginizde yok satar
savaş misali oyunlarınız kapalı gişe oynar
devran sizin

-sürün/sürünün olabildiğince-

22 kasım 2005
murat aydın doma