25 Kasım 2009 Çarşamba

uzak.sızım



eskil renklerim gömüt
kayıp kentin kızıl akşamlarına
gökevimi yağmalarken urağan
sensizliğim zehir-zakkum
avuçlarıma

zifiri mutsuzluk tütünü vurgunluğum
yoksul serçelerden ezgi çalar nefesim
göçmen dudağına sırdaş ıslığım
ağılı gözyaşı eritirim
özlemine

talandan artakalan mor salkım yalan
sevi kadehim zerdüşt
sonsuzluk esriği ruhum
yangısına kara çalıp tutkun bedenin
ölüm solur umudum

terk edilmiş istiridye kabuğu filikam
yelkensizim suya gölge bun rüzgârına
çağrımsız kum tanelerine belerim sagularımı
veda.sızım gönül kırıklarıma

mavi gamzelerine aldandığım denizim
batık duygu perçini derinlerine
bengi kartal pençesinde kan suskularım
dertli sazım
nur yalazım
yarım.sızım yüreğine

gücenik göğsüme çoğul uykusuzluk
kalan.sızım düş sarmalına
perdemin baladı üşümük gecem
eylül düşümüm kırılgan
an duyarsız
uzağımdasın...


(ida akşamlarına...)
01 eylül 2009 istanbul
murat aydın doma

nur düşüm



suskun rapsodiye duyumsuz gece
meneviş gülüş arifesine düşüyor şebnem
gövel dağın hıçkırık okşamalı siluetinde
destansı çığırışlara buruk dudağım

sevi
yama tutmayan yara
zeytin semahı sekmeli özlem figürü
kekre sokuluşlu kırık yanıma
ürpertili devinime sitemli
lacivertim inadına

kelepçeli denizimle sevişiyor marina aşüftesi
mor gamzeli yelken mahremine sığınmacı rüzgâr
hicran kuytularına göçmen umutlarım

palyaçonun kambur avuçlarına soyunup nefesini
tragedya suflelerinden derleme susuz repliklerini
kimsesizlik sahnesine döküyor
kumpanya çıngırağı

ben girdabında bir ben
kalan.sızım kayboluşuma
lâbirentlerime gömüyorum yasaksız duygularımı

yanağıma nem
uzağıma şiir hüzün
antik sunumlu yakamoz öpüşlere
yalnızlık üşüyor imgelerim

nur serabı dokunuşlara yağan karadut öyküsünde
erim erim eriyor dilim
serenatla büyüttüğüm gökevim
efsunlu zamansızlık kusuyor kutsal kadehime

sensizlik çarmıhına kanıyor elim



(ida akşamlarına...)
06 ağustos 2009 istanbul
murat aydın doma

adımsızım



ebruli yakamozların sağanak düşümü
kırılgan yıllarım gibi zamansızım
delişmen gözlerine

duyumsanamayan evren gülüne kokuşlu
kekik iksirli kum tanelerine adak
zeytin yaprağı hışıltısına kırmızı
bir dirhem benliğim

soyunabilsem karabasan korkularımı
kanatlansam yalnızlık abidesi tüneğimden
kutsal mabedine konsam sevgili
korunaklı mihrabında beş vakitsiz nefeslensem
sonsuzluğu

beklenen perdesi henüz açımsız
gülümsemenin
kumpanya sahnesinde tefrikasız gölge oyunu
kavuşumsuz tiradında uykusuzum gecenin
serapsız ezgilerin suskun serenadında
pus kusar dilim

canhıraş düşürürüm mutluluk düşlerimi
hercai renklerime duyumsuz paletim
ilmek ilmek özlem dokur
korunaksız serpilir volkan külü tuvalime
çığlık yağar imgelerim

prangalı dokunuşum ipeksi
kıdemli kahır işçisiyim dönüşümsüz yaşamın

uzağına düşsem de armağan ettiğin yıldızımın
esintili yelelerine tutunup seğirten galaksinin
tutkulu sokulurum yürek dehlizlerine

ahtapot kollu anı toplarım körfez akşamının
yitik siluetinden
adım kutlu
sızım sen
adımsızım nur parem
tadımsızım kendime


(ida akşamlarına...)
22 temmuz 2009 istanbul
murat aydın doma

7 Mart 2009 Cumartesi

güz vurgunu

sıra dışı öykülerini soyunur yeşil
duyumsuz dümen suyuna üşür
yakamoz
renkler ötesi duyguların tanıklığında
hüzün soluklu esintilere yüklenir
umutsuz sevda

döngün yüzüne bilinmezlik yağar ufkun
yabanıl ritme yenik düşer volümsüz ezgi
suskun yüreklere zaman sağar
ayrılık

gizem tapınağına yakarış sessiz
uyumsuz yaşam dansına doyumsuz
arapsaçı
bezirgan haramiler ülkesinde tutsak
hazinem
ayrıkotu kusar özlem toprağı
meftun güzçiğdemi
buz mavi sitem

sürgün meyve çiçeğine bezenir
serap yüzlü dal
düş yaprağı gölgesine gömülür
uykusuz sunağa kanar veda busesi

bir özgür uçuşlu kelebek ölür


07 mart 2009 04:25 kadıköy
murat aydın doma

22 Kasım 2008 Cumartesi

Gönlüm

Mevsimim kararsız toprağım kıraç,
Karadut dalında boz olur gönlüm.
Sevdalı göğüme pervane turaç,
Vurulur gölünde köz olur gönlüm.

Danesiz ekinim olamam harman,
Bağrıma yazılır yargısız ferman;
Hasret yarasına bulamam derman,
Mecnunun külünde buz olur gönlüm.

Yüreğim evecen ruhum aheste,
Elim saza küskün kulağım seste;
Gizli mabedinden kovulur beste,
Dilbazın dilinde yoz olur gönlüm.

Yoksul ırmağımın vurgunu salcı,
Efsunlu yokluğun görgünü falcı;
Kervansız yolumun yorgunu yolcu,
Bezirgân çulunda tuz olur gönlüm.

Düşlerim ölümsüz bedenim camit,
Giderim, hüznümü taşımaz gömüt;
Canlar pahasına satılır umut,
Hokkabaz şalında koz olur gönlüm.

Duygu kelebeğim vuslata koşar,
Virane gülümde divane yaşar;
Son güzün çilesi derine düşer,
Asuman yelinde toz olur gönlüm.

Ay şemsine döner kanar seng-i su,
Dolar deryalara sevda rengi su;
Gün gelir tenimi boğar bengi su,
Dümensiz salında tez olur gönlüm.



16 Kasım 2008
murat aydın doma